Çocuklar için Yazmak: Yetişkinler için Çocuk Yazını Atölyesi Üzerine



cocuk yazini kurgu oyku olay orgusu

Yazar: Seran Demiral


Bu atölye kurgusunu oluştururken iki yerden yola çıktım: Birincisi yazarlık ve eğitmenlik deneyimlerim odağında kurgusal olan ile kurgunun ötesinde kalanın kesişiminden hareket etmem. “Çocuk edebiyatı” yerine çocuk yazını ifadesini kullanmamın arkaplanında yatan etmenlerden birisi bu. Çocuklar ve gençler için yapılan üretimin genel olarak sanat ve edebiyattan farkı var mıdır, çocukların etkin özneler olduğu bir atmosferde çocuğa üretenin yetişkin olması nasıl olanaklar ve/ya açmazlar sunuyor gibi sorular atölyemizde ara ara dönüp kafa yorduğumuz meseleler olarak yer almakta. İkincisi ise, hem çocuk ve gençlik romanları hem yetişkinlere yönelik öyküler, oyunlar, bilimkurgu başta olmak üzere farklı türlerde romanlar, kurgudışı metinler üreten birisi olarak okur ile yazar, sanatçı ile sanata erişen kişi, oyuncu ile seyirci gibi karşıtlıklar çerçevesinde çocuk ile yetişkin arasındaki ilişkinin sınırlarında “yetişkinlerin” katıldığı bir ortamda “çocuklar için” üretmeyi farklı şekillerde ele almak. Elbette bunları teorik düzeyde değil uygulamalı olarak yapmanın önemini bildiğimden ve ancak pratik ederek öğrenmenin imkânına inandığımdan ötürü sözünü ettiğim konuları aşama aşama birbirini tamamlayan bir uygulama içeriğine dönüştürmeye çalıştım.

Atölyede her şeyden önce çocuklara, çocuk kitaplarına, çocuk karakterlere ya da çocuk yazınındaki karakterlere dair hafızamızı yokluyoruz, bu başlangıç aşaması için son derece değerli; bize kendi okuryazarlık yolculuğumuzu da hatırlatıyor, bazen kendimize dair olanı keşfettiriyor. Ardından karakter, tema/önerme, diyalog, kurgusal arkaplan gibi katmanlar çerçevesinde kurmacanın teknik meselelerine dair okumaya, tartışmaya, paylaşmaya başlıyoruz. Yapacağımız egzersizler bir yana, çeşitli örnekleri inceleyerek bir metnin temel bileşenleri üzerine kafa yormamız, fikir üretmemiz ve kendi yazma pratiğimize bunu ne oranda yansıtacağımızı tasarlamamız da amaçlarımız arasında. Ardından belki en önemli noktaya, olay örgüsüne geliyoruz ki, burada basitçe serim-düğüm-çözümü konuşmakla yetinmeyip başka türlerde metinlerin ele alınışı, çocuk yazınında zaman, mekan ve karakterin olay örgüsüyle nasıl ilişkilendiğini yine mevcut örnekler ve hatta birbirimizin ürettikleri üzerinden tartışmaya açmak değerli. Bütün bunları işlerken kaçınılmaz olarak genel bir öykü formatında çocuk yazını, çocuklara üretilen eserlerde biçim ve içerik arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğu, resimli kitap gibi eserlerin disiplinlerarası doğası, çocuk yazınında işlenen konuların sertliği, çocuğa/yaşa/kişiye uygunluk gibi konular, konuşulması güç olanı metinde işlemenin olanakları yine gündemimizde olan temel meseleleri oluşturuyor. Son olarak bakış açıları ve bir olayı anlatmanın başka yolları üzerine odaklanırken üslup, anlatım gibi daha biçimsel özelliklere doğru ilerlediğimiz çeşitli yazı çalışmalarımız daha oluyor ki atölyenin nihayetinde kısa bir öykünün kurulması ve bunun nasıl daha iyi yazılacağı noktasında karşılıklı fikir alışverişi yapmamız da bütün bu sürecin ana kazanımı olarak ön plana çıkıyor.