Felsefe Oyunu Üzerine

Felsefe Oyunu Üzerine

İyi bir filozof olmak için gereken tek şey, hayret etme yeteneğidir.

J.Gaarder

Yazar: Fulya Sormaz Öğüt

“Hayret” ettiğimiz şeylere karşı “merak” duyarız ve merak edince de “soru sormaya” başlarız. Çocukluğumuzun ilk yılları sorularla doludur. Keşfetmeye başladığımız dünya karşısında hayrete düşer ve merakla peşine düşeriz soruların: “Dünya nasıl var oldu?”, “Ben nereden geldim?”, “Neden…?” vb. Bu sorular aslında, binlerce yıllık felsefe tarihinin temelindeki sorulardır.


Bizler, yetişkinliğe ilerlerken bu sorulardan uzaklaşırız; hayret etme yeteneğimiz sekteye uğrar ve bir şekilde, “her şeyi bildiğini ve bu nedenle de merak etmeye gerek olmadığını” düşünen varlıklar haline geliriz. Oysa uçsuz bucaksız evrenden dünyaya, dünya üzerinde yaşayan bütün canlılardan biz insanlara dair hâlâ merakla cevabı beklenen sorular vardır.


Çocuklarla ve gençlerle yaptığım felsefe atölyelerinde gözlemliyorum ki aslında hepimizin, kendi içinde sorduğu sorular var ve bunları paylaşmak, bunlar üzerinde “birlikte soruşturma” yapmak çok kıymetli. Birlikte hayret etmek, birlikte merak etmek, birlikte “derinlemesine” düşünmek ve düşüncelerle “oyun” oynamak… Evet, yanlış duymadınız: Oyun oynamak! Felsefe yapmak, özünde oyun’u da içer

ir. Nasıl ki oyun, hayatı deneyimlediğimiz ilk yerdir ve keşif aracıdır, nasıl ki orada bir ‘evren’ kurulur ve nasıl ki o evrene dair ‘kurallar’ olur, işte felsefe de, hayatı “anlam dünyasında” deneyimlediğimiz ilk yerdir, bir keşif aracıdır; düşünceler, belirli bir mantık sistemine (kurallara) göre şekillenir ve bir anlam(a) dünyası kurulur (inşa edilir). Bir kez doğru şekilde oynandığında, çok keyifli bir oyundur felsefe. Hem de her yaştan insanın oynayabileceği, her oynadığında kişinin, kendinde ve dış dünyada yeni “anlam”ları keşfedebileceği; kendini, dünya ve evrenle arkadaşmış gibi hissedebileceği; aslında özetle, kendini “evinde” hissedebileceği yegâne oyundur felsefe…


Felsefeye dair kısaca değindiğim bu birkaç eylem (hayret etmek, merak etmek, anlamaya çalışmak, soru sormak, anlamlandırmak, vb.), aslında insanın doğasında, şu ya da bu şekilde hep var olan eylemlerdir. İnsana bu kadar yakın olan, bu kadar kendi eylemlerini taşıyan ve bir o kadar da evreni kucaklayan başka bir “bilme/anlama etkinliği” yoktur. Böyle olmasına rağmen çoğu insan, felsefeden korkar, felsefeyi sevmez veya felsefeyle ilgilenmez. Bunun en temel nedenlerinden biri, kişinin felsefe ile doğru tanıştırılmamasıdır veya onu doğru tanıyamamasıdır. Birçok düşünme edimini (yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme,vb.) harekete geçiren, düşünme becerilerimizi geliştiren felsefeyi sadece filozofların “ne dedikleri”, “ne düşündükleri” üzerinden öğrenemeyiz. Bu muhteşem yolculuğu, yani felsefe yapmayı öğrenmenin en güzel ve en doğru yolu, onu deneyimlemektir. Oyunun temel kuralları basittir:


Bir “düşünce kaşifi” olduğunuzu hayal edin. Önce sizde merak/hayret uyandıran bir kavram/konu seçin ve onu, bir soruya dönüştürün. Örneğin:


“Her istediğini yapabilmek, özgürlük müdür?”


Bu soruda özgürlüğün “ne olduğu” ve “sınırlarının olup olmadığı”nı merak ediyorsun. Öyleyse bu soruya yanıt verebilmen için “özgürlük” kavramını “açman”, ondan ne anladığını ifade etmen gerekir. Bunun için kavrama ilişkin o soruyu sorman gerek: Özgürlük nedir? Diyelim ki, sana göre “Özgürlük=A” ; o zaman A’ya göre soruna cevap arayacaksın. A’nın içinde her istediğini yapabilmek mümkün mü?... Bu şekilde verdiğin her yanıt, yeni sorular açacak; tıpkı “ipuçlarını” takip edip açtığın bir kapıdan girince karşına yeni bir kapı çıkaran ve o kapı için de yeni bir ipucunu çözümlemen gereken “Gizemli Ev” kaçış oyunu gibi… Her bir ipucunu keşfedip çözümlediğinde farklı farklı, rengârenk kapılar gelecek önüne… Eğer bütün kapılardan geçip “Gizemli Ev”den dışarı çıkabilirsen kocaman bir evren karşılayacak seni… Bu oyunu tek başına oynayabileceğin gibi birden fazla kişiyle de oynayabilirsin. Nitekim bu şekilde hem farklı bakış açılarını görmen hem de ipuçlarını daha kısa sürede yakalaman mümkün olabilir. Ayrıca keşfettiğin şeyi paylaşmak da, farklı bir mutluluk da katabilir sana. Bir de her oyun gibi “felsefe yapma” da, deneyimledikçe (oynadıkça) iyi oynadığın bir oyun olur.


Kim bilir, belki bir gün “filozof” olursun ve düşüncelerinle yeni kapılar açarsın insanlara…